Öğr. Gör. Meltem Bağış Akkaya: ‘Akıllı telefonlarınız sizi hem dinliyor hem de izliyor’

0
73

Büyük veri, veri gizliliği ve korona virüs döneminde dijital yönelimin nasıl şekillendiği ile alakalı dijital ekonomi ve rekabet hukuku konularında şuurlu var olan Atılım Üniversitesi İktisat Bölümü Öğr. Gör. Meltem Bağış Akkaya, İhlas havadis Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu.

Korona virüsle mücadelede şu vakit gelinen süreçte tertemiz normallere adaptasyonun tam gerçekleşmediğini belirten Akkaya, “İster istemez online (çevrimiçi) alışverişe yöneldik. özellikle de market alışverişlerinde online kullanımın çok arttığını gördük. Geçtiğimiz aylarda medyada Covid yasaklarına uyma ile alakalı toplumumuza ait öylesine net tek yüzde açıklandı ki bu hepimizi şaşırttı. Öğrencilerimin bu konuyla alakali bana yönettikleri tek soru; ‘nasıl ölçüldü’ suali oldu. mesele Türkiye’nin yüzde şu kadarı eczaneye gitmiş, şu kadarı hanede kalmış, şu saatlerde parklar dolmuş, bunları nasıl ölçtüler? İşte enteresan var olan nokta burası. hayat değişti artık, dijitalleşme sizin akıllı telefonunuz sayesinde sizin kısmi olarak kontrolünüz dışında, telefonunuz kapalı dahi olsa nerede olduğunuzu lokasyon olarak buluyor. Bu telefonunuzun içinde bulunan ‘Haritalar’ isminde tek adet aplikasyon (uygulama) sayesinde gerçekleşiyor. Haritalar uygulaması sizin anlık olarak nerede olduğunuz bilgisini Ankara’da parka mı gittiniz, yoksa hükümetimizin uyguladığı sokağa çıkma yasağına mı uydunuz benzeri verileri Amerika’daki Silikon Vadisi’ne veri olarak gönderiyor. neden Google Haritalar aplikasyonu yüklü telefonlarımızda veyahut eş başka yüklü aplikasyonlar aracılığı ile veri aktarımı derhal hemen tam ve eksiksiz olarak gerçekleşmektedir. Bu metotla yapılan ölçümler sayesinde bu platformlar açıklamalarda bulundular ve dediler ki; ülkemiz yüzde 99 oranında sokağa çıkma yasağına uydu, şu saatlerde Yalnızca eczaneye gitti, Türkiye’nin şu kadarı alışveriş yaptı, şu kadarı markete fiziki olarak gitti” diye konuştu.

“Akıllı telefonlarınız sizi hemide dinliyor ayni vakitte da izliyor”

Korona virüs hasebiyle sanal alışverişin oldukça yoğunlaştığını, kullanımın arttığını ve fizikselden dijitale tek geçiş olduğunu belirten Akkaya, “Tabii ki bu geçiş zamani her biri amaciyla çok sarsıcı oldu. 65 ıslak ve üzerinde grup yasaklardan dolayı sokağa çıkamadılar. Türkiye’de içlerinde özellikle bu ıslak grubunun da bulunduğu, tek kesim teknolojiye öylesine da yatkın olmadıklarından bu süreçte hayli zorlandılar. Çevrelerindeki insanlardan yardım alarak online alışverişe yöneldiler. Gençler ise oldukça yoğun tek şekilde sanal alışveriş kullanımlarını arttırdılar. Bu durum akıllara şu suali getirdi; ‘Biz bu uygulamalar üzerinden alışveriş yapıyoruz. Peki bizim verilerimiz ne oluyor?’ mesele bana şu suali yönelttiler; ‘Benim alışveriş yapmadığım tek mağazadan bana reklamlar gelmeye başladı. acep telefonum beni mi dinliyor?’ Evet akıllı telefonlarınız sizi hemide dinliyor ayni vakitte da izliyor. Yüklediğiniz uygulamalar ve bu uygulamalara mecburi olarak verdiğiniz desturlar aracılığı ile telefonunuz sizi dinlemeye başlıyor. Ayrı olarak da sizi izliyor. mesele tek alışveriş merkezine gittiniz ve popüler ayakkabı markanızın mağazasını gezdiniz, Haneye geldiniz telefonunuzu, bilgisayarınızı açtınız derhal o markanın ayakkabılarını görmeye başlıyorsunuz. ardindan düşünüyor ve şaşırıyorsunuz. Nereden geldi bu reklam benim önüme? dahada ardindan bu erken bendeniz mağazaya girmiştim diye hatırlıyorsunuz. Zira telefonunuz sizi lokasyon olarak yakaladı artık. Sizin nereleri ziyaret ettiğinizi biliyor ve size o alışveriş merkezi içerisinden duyurular göndermeye başlıyor. Ses aplikasyonları da aynı şekilde” ifadelerini kullandı.

“Sizin verilerinizi platformun başka tarafındaki reklam verenler ile paylaşıyorlar”

Veri güvenliği ile alakalı şirketlerin söylediği kadarını biliyoruz ve onların açıklama ettiği civarindan güvendeyiz diyen Akkaya şunları kaydetti:
“Hiç şunu düşündük mü; Bir takım hizmetleri fiyatsız alıyoruz. Önceden SMS atarken dahi tek ücret ödüyorduk. Paketler seklinde alıyorduk, 10’lu, 20’li veyahut yüzlü gibi. Şimdi mesele Whatsapp uygulaması üzerinden sonsuz fiyatsız ileti atabiliyoruz. Gmail uygulaması üzerinden eşimiz, arkadaşımız ve iş arkadaşlarımız ile mailleşiyoruz. Bu hizmeti de fiyatsız kullanıyoruz. YouTube izliyoruz, sabahları müzik dinlemek talep ediyoruz ve fiyatsız dinliyoruz. Peki Sahiden fiyatsız mi dinliyoruz acaba? Bu hizmetler fiyatsız mi geliyor bize? Hayır elbette fiyatsız gelmiyor. Bu platformların iş modeli şu şekilde tasarim ediliyor; platformlar özellikle de meşhur var olan 5 tanesi var ve yeryüzünde bunlara GAFAM deniyor. Bunlar, Google, Apple, Facebook, Amazon, Microsoft. Alanlarının en büyüğü var olan bu 5 şirket nihayet vakitlerde dünyayı domine ediyor. geçen vakit dersimde de sordum; ‘Google nedir?’ dedim. Öğrencilerin birçoğu ‘arama motorudur’ Cevabını verdi. Bu doğru Google tek arama motorudur ama benim amaciyla Gmail’dir, sizin amaciyla YouTube’dur. Bir hayli insan amaciyla Google alışveriş fonksiyonudur. Artık bizim verilerimiz alınan satılan tek olguya dönüştü. Sizin verileriniz bu stil uygulamalar üzerinden bütün dünyayla paylaşılıyor, işte hatri sayilir büyüklükte veri deney et şey aslında budur. Sizin dijital dünyadaki ayak izlerinizin başka insanların dijital ayak izleriyle birleşerek oluşturduğu veri grubudur. Siz kullandığınız uygulamaya kazanç vermiyorsunuz. Ama o platform, bunun karşılığında sizin verilerinizi platformun başka tarafındaki reklam verenler ile paylaşıyor ve reklam verenler artık size reklam göndermeye başlıyor. İşte o dolaşırken gördüğünüz reklamlar sizin alaka alanlarınıza ve alışveriş kalıbınıza göre hazırlanıp gelen reklamlardır. Kişiselleştirilmiş tanımlama verileri sayesinde taraf masanızdaki arkadaşınıza aynı reklamlar gelmez. O başka tek alanda işlem yapmıştır ve ona onla birlikte alakalı reklam gider. Dolayısıyla sizin veriniz aslında tek nevi satılmış oluyor.”

“Hibrit eğitim belki tek sonraki süreçte konuşulur”

Dijitalleşmenin tek anda geldiğinde yıkıcı tek gücünün ama çoğu sefer de yapıcı yönünün ağır bastığına değinen Akkaya, online eğitimde video-konferans yoluna çok hızlı tek şekilde geçilmek zorunda kalındığını belirterek, “Bir anda hatri sayilir büyüklükte çoğunluğumuz ‘Zoom’ diye tek uygulama ile karşılaştık. Biz Atılım Üniversitesinde de kullandık. Dünyanın en prestijli üniversiteleri de bunu kullanıyor. Harvard’dan tutun Türkiye’deki bütün hükümet üniversitelerine civarindan bu metot kullanılıyor. mecburi olarak kullandık, çünkü hanelere hapsolduk. Dışarı çıkamıyoruz. Eğitim zamani ayni ritimde devam ediyordu ve tam dönemin ortasında Mart ayında yakalandık ve hatıranda çözüm bulmak zorunda kaldık. Hibrit eğitim belki tek sonraki süreçte konuşulacak tek mevzu olmasına karşın ama o tarihte lafı dahi yoktu. Mart ayında hatırlarsanız fizikselden başka eğitim türünü Bir hayli de bilmiyorduk aslında. Ne oldu? Zoom diye tek aplikasyon ile tanıştık. Bulunma hikayesi de ilginç, 1994 seneninde tek Çinli mühendis kız arkadaşıyla uzakta oldukları amaciyla görüşemiyorlar. Görüşmek amaciyla 10 saatlik şimendifer seyahatleri uygulamak zorunda. Bunu yaparken de düşünüyor ve o vakit derhal hemen web dahi ortalarda yok. Ne yapsak da dahada basit görüşsek diye düşünüyor. Kod yazmayı da biliyor. İşte şimdi Hazine ve Maliye Bakanlığı da kod yazacak arkadaşlarımızın önünü açmak üzere projeler geliştiriyor. Ne yapabilirim diye düşünürken Silikon Vadisi’ne gidiyor ve tek video-konferans şirketinde iş buluyor. dahada ardindan ayrılarak kendisinin şirketini kuruyor ve Zoom uygulamasını yapıyor. Bu sene başında iki milyon kullanıcısı var olan bu uygulama korona virüs zamani ile birlikte tek ayda tam 300 milyon kullanıcı sayısına ulaşıyor. Bu durum da platform sahibini dünyanın en varlıklı 200’üncü insanı vaziyetine getirdi ve Zoom uygulamasının şu anki piyasa değeri 42 milyar dolar” şeklinde konuştu.

Utku Şimşek – Bayram Türüdü

Leave a reply